Çelik&Uygun
Hukuki Rehber

HEKİMİN HATALI UYGULAMASINDAN (MALPRAKTİS) DOĞAN TAZMİNAT DAVALARI

EYÜPCAN ÇELİK·18 Eylül 2026·15 dk okuma·Güncellendi: 18 Eylül 2026
TIBBİ MALPRAKTİS DAVALARI

Tıbbi malpraktis, hekimin veya sağlık personelinin teşhis, tedavi, ameliyat, takip, sevk ya da bakım sırasında, kendisinden beklenen mesleki özen ve dikkati göstermemesi sonucunda hastanın zarar görmesidir.

Dünya Tabipler Birliği'nin 1992 tarihli Madrid Bildirgesi ve Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları'nın 13. maddesinde malpraktis; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi nedeniyle ortaya çıkan zarar olarak tanımlanmaktadır.

Hekimin, mesleğini yürütürken ortalama ve basiretli bir tıp mensubundan beklenen özeni göstermesi gerekir. Bu yükümlülük Türk Borçlar Kanunu'nun 506/3. maddesi kapsamında da düzenlenmiştir.

1. MALPRAKTİS VE KOMPLİKASYON AYRIMI

Tıbbi malpraktis davalarında en önemli konulardan biri, meydana gelen zararın tıbbi malpraktis mi yoksa komplikasyon mu olduğunun belirlenmesidir.

Komplikasyon Nedir?

Komplikasyon, tıp biliminin kabul ettiği kurallara, endikasyona ve standart tedavi protokollerine uygun hareket edilmesine ve hekimin gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen ortaya çıkabilen, önlenemeyen istenmeyen sonuçlardır.

Kural olarak komplikasyon, hekimin veya sağlık kuruluşunun tazminat sorumluluğunu doğurmaz.

Ancak bazı durumlarda komplikasyon, hekimin hatalı uygulaması nedeniyle malpraktise dönüşebilir.

Komplikasyonun Malpraktise Dönüşebileceği Durumlar

1. Aydınlatılmış Onamın Eksikliği

Komplikasyon, operasyon veya tedavi öncesinde hastaya yazılı, kapsamlı ve anlaşılır şekilde açıklanmamış ve hastanın aydınlatılmış rızası alınmamışsa, ortaya çıkan sonuç tıbben komplikasyon olsa dahi hukuken kusurlu bir müdahale olarak değerlendirilebilir.

Bu durumda hekim ve sağlık kuruluşunun tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.

2. Komplikasyonun Hatalı Yönetilmesi

Ortaya çıkan komplikasyonun zamanında fark edilmemesi, geç teşhis edilmesi, yanlış yönetilmesi, standart tedavi protokolünün uygulanmaması veya hastanın gerekli sağlık kuruluşuna sevk edilmemesi durumunda hekim, komplikasyonun kendisinden değil, komplikasyonun hatalı yönetilmesinden sorumlu olabilir.

3. Endikasyon Hatası

Tıbben gerekli olmadığı halde bir müdahale yapılmışsa, bu müdahale sonucunda ortaya çıkan istenmeyen sonuç yalnızca "komplikasyon" olarak değerlendirilemez.

2. TIBBİ MALPRAKTİSTE HUKUKİ SORUMLULUĞUN UNSURLARI

Tıbbi malpraktis nedeniyle tazminata hükmedilebilmesi için temel olarak dört unsurun birlikte bulunması gerekir:

Hukuka Aykırılık

Kişinin beden veya ruh bütünlüğüne rıza dışında ya da tıbbi standartlara aykırı şekilde müdahale edilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.

Kusur

Hekimin veya sağlık personelinin bilgi, deneyim ve gerekli özen bakımından mesleki standardın altında kalması kusur olarak değerlendirilebilir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 506/3. maddesi uyarınca hekim, mesleki faaliyetini yürütürken gerekli özen ve basireti göstermekle yükümlüdür.

Zarar

Hastanın vefat etmesi, kalıcı şekilde malul kalması, ek tedavi ve bakım giderlerinin ortaya çıkması veya manevi zarara uğraması zarar kapsamında değerlendirilebilir.

Uygun İlliyet Bağı

Hekimin veya sağlık kuruluşunun hatalı eylemi ya da ihmali ile meydana gelen zarar arasında tıbbi ve hukuki anlamda uygun bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunması gerekir.

Araya giren beklenmeyen dış etkenler veya hastanın ağır kusuru, bazı durumlarda illiyet bağını kesebilir.

3. HEKİMİN SORUMLULUĞU

Hekim, mesleğini yerine getirirken 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ve Hekimlik Meslek Etiği Kuralları ile bağlıdır.

Hekimin sorumluluğu özellikle şu alanlarda ortaya çıkabilir:

Teşhis ve Tetkik

Hastanın belirtilerine uygun laboratuvar ve radyolojik tetkiklerin gerekli şekilde istenmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi gerekir.

Konsültasyon ve Sevk

Hekimin kendi uzmanlık alanını aşan veya şüpheli durumlarda ilgili branş hekiminden konsültasyon istemesi gerekir.

Sağlık kuruluşunun imkanlarının yetersiz olduğu durumlarda hastanın gerekli şekilde stabilize edilerek uygun sağlık kuruluşuna sevk edilmesi de hekimin özen borcu kapsamındadır.

Tıbbi Kayıtların Tutulması

Muayene, ilaç uygulaması, gözlem ve diğer tıbbi işlemlerin hasta dosyasına eksiksiz şekilde kaydedilmesi gerekir.

Tıbbi kayıtların eksik olması, dava sürecinde ispat bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.

4. SAĞLIK KURULUŞUNUN SORUMLULUĞU

Sağlık kuruluşunun sorumluluğu yalnızca hekimin kusurundan ibaret değildir.

Organizasyon Kusuru

Hastane işletmecisinin;

  • yeterli sayıda uzman personel bulundurması,

  • tıbbi cihazların sterilizasyon ve kalibrasyonunu sağlaması,

  • nöbetçi hekim sistemini oluşturması,

  • acil servis işleyişini kesintisiz şekilde yürütmesi

gibi yükümlülükleri bulunmaktadır.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi organizasyon kusuruna neden olabilir.

Yardımcı Kişilerin ve Personelin Eylemleri

Özel hastaneler; hemşire, anestezi teknikeri ve hasta bakıcı gibi hekim dışındaki personelin kusurlu eylemlerinden de sorumlu olabilir.

Bu sorumluluk Türk Borçlar Kanunu'nun 66. ve 116. maddeleri kapsamında değerlendirilebilir.

5. DEVLET HASTANELERİNDE MALPRAKTİS

Devlet hastaneleri ve şehir hastaneleri gibi Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşlarında sunulan sağlık hizmetleri kamu hizmetidir.

Anayasa'nın 129/5. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken meydana getirdikleri kusurlardan doğan tazminat talepleri doğrudan hekime karşı adli yargıda ileri sürülemez.

Husumet Kime Yöneltilir?

Devlet hastanelerinde malpraktis nedeniyle açılacak dava doğrudan hekime değil, T.C. Sağlık Bakanlığı'na yöneltilir.

Hekimin adli yargıda davalı olarak gösterilmesi halinde dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilebilir.

Görevli Mahkeme

Devlet hastanelerinde meydana gelen zararlara ilişkin tazminat davaları idari yargıda görülür.

Dava, tam yargı davası niteliğindedir.

İdari Başvuru Zorunluluğu

Dava açılmadan önce İYUK m. 13 uyarınca idareye başvuru yapılması gerekir.

Zarar gören kişinin, eylemi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde Sağlık Bakanlığı'na yazılı başvuru yaparak zararının tazminini talep etmesi gerekir.

İdare başvuruya 30 gün içinde cevap vermezse başvuru zımnen reddedilmiş sayılır.

Bu durumda zımni ret tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.

6. DEVLET ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİNDE MALPRAKTİS

Devlet üniversitelerine bağlı tıp fakültesi hastaneleri kamu tüzel kişiliğine sahip kuruluşlardır.

Öğretim üyeleri, araştırma görevlileri ve intörnler kamu personeli statüsündedir.

Husumet ve Görev

Devlet üniversitesi hastanelerinde meydana gelen zararlar nedeniyle dava doğrudan hekime karşı açılmaz.

Husumet ilgili üniversite rektörlüğüne yöneltilir.

Dava idari yargıda tam yargı davası olarak açılır.

Dava açılmadan önce İYUK m. 13 uyarınca üniversite rektörlüğüne idari başvuru yapılması gerekir.

Vakıf Üniversitesi Hastaneleri

Vakıf üniversitesi hastaneleri kamu tüzel kişisi niteliğinde olmayıp özel hukuk hükümlerine tabidir.

Bu nedenle bu kurumlara karşı açılacak davalar adli yargıda, kural olarak Tüketici Mahkemelerinde görülür.

7. ÖZEL HASTANELERDE MALPRAKTİS

Özel hastaneler, Sağlık Bakanlığı'nın ruhsatı ile özel hukuk tüzel kişileri tarafından işletilmektedir.

Hasta ile özel hastane arasında "hastaneye kabul sözleşmesi" kurulur.

Bu sözleşme karma nitelikte olup tıbbi edimler bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun vekalet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanabilir.

Dava Kime Karşı Açılır?

Özel hastanelerde meydana gelen zararlarda, zarara neden olan müdahaleyi gerçekleştiren hekim ile özel hastane işleticisi şirkete birlikte ve müteselsilen husumet yöneltilebilir.

Görevli Mahkeme

Özel hastanelere karşı açılacak tıbbi malpraktis davalarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir.

Tüketici Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Arabuluculuk

Özel hastaneler ve hekimlere karşı açılacak ve Tüketici Mahkemesinin görev alanına giren davalarda, 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesi uyarınca dava açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir.

8. ÖZEL KLİNİK, MUAYENEHANE VE HEKİM MUAYENEHANESİNDE MALPRAKTİS

Tek başına serbest çalışan hekimler veya poliklinik ve tıp merkezlerinde verilen sağlık hizmetlerinde uygulanacak hukuki rejim, hizmetin niteliğine göre değişebilir.

Muayenehane Hekimi

Hasta ile hekim arasında doğrudan vekalet sözleşmesi kurulabilir.

Estetik müdahalelerde ise ilişkinin eser sözleşmesi olarak değerlendirilmesi mümkündür.

Husumet hekimin şahsına yöneltilir.

Görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir ve dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir.

Tıp Merkezi ve Poliklinik

Tıp merkezi veya poliklinik tarafından verilen hizmetlerde, işletici şirket ile hekim birlikte ve müteselsilen davalı gösterilebilir.

Diş Klinikleri

Diş hekimliği uygulamalarında protez, implant ve estetik kaplama gibi belirli bir sonucun taahhüt edildiği müdahaleler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilebilir.

9. TIBBİ MALPRAKTİS DAVALARINDA GÖREV

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme tarafından re'sen dikkate alınır.

İdari Yargı

Aşağıdaki sağlık kuruluşlarında meydana gelen zararlara ilişkin davalar idari yargıda görülür:

  • Sağlık Bakanlığı'na bağlı devlet hastaneleri,

  • şehir hastaneleri,

  • eğitim ve araştırma hastaneleri,

  • devlet üniversitesi hastaneleri.

Adli Yargı – Tüketici Mahkemeleri

Aşağıdaki sağlık kuruluşları ve hekimlere karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davaları Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girer:

  • özel hastaneler,

  • vakıf üniversitesi hastaneleri,

  • tıp merkezleri,

  • özel klinikler,

  • muayenehane hekimleri.

Görevsizlik Kararı Verilmesi Halinde

Mahkemenin görevsizlik kararı vermesi halinde, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurularak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir.

Aksi halde dava açılmamış sayılabilir.

10. TIBBİ MALPRAKTİS DAVALARINDA YETKİ

İdari Yargıda Yetki

İYUK m. 36 uyarınca, idari eylemin gerçekleştirildiği yer idare mahkemesi veya zarar gören kişinin ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesi yetkili olabilir.

Adli Yargıda Yetki

Adli yargıda;

  • davalının yerleşim yeri mahkemesi,

  • haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi,

  • tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi

yetkili olabilir.

11. HUSUMET

Davanın doğru kişiye veya kuruma karşı açılması tıbbi malpraktis davalarında önemli bir usul konusudur.

Kamu Hastaneleri

Husumet doğrudan hekime yöneltilemez.

Sağlık Bakanlığı veya devlet üniversitesi hastanelerinde ilgili üniversite rektörlüğü davalı olarak gösterilir.

Özel Hastaneler

Özel hastanelerde;

  • müdahaleyi gerçekleştiren hekim,

  • konsültan hekim,

  • hastane işletmecisi anonim veya limited şirket,

  • hekimin Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı

ilgili koşullar çerçevesinde davalı olarak gösterilebilir.

12. ZAMANAŞIMI VE DAVA AÇMA SÜRELERİ

Tıbbi malpraktis davalarında uygulanacak süre, sağlık hizmetinin verildiği kurumun niteliğine ve hukuki ilişkinin türüne göre değişmektedir.

Sağlık Kuruluşu / Hukuki İlişki

Hukuki Dayanak

Süre

Devlet / Devlet Üniversitesi Hastanesi – İdari Başvuru

İYUK m. 13

1 yıl / her halde 5 yıl

Devlet / Devlet Üniversitesi Hastanesi – Dava

İYUK m. 7, 13

60 gün

Özel Hastane / Hekim – Vekalet

TBK m. 147/5

5 yıl

Özel Klinik – Eser / Estetik

TBK m. 147/6

5 yıl

Haksız Fiil

TBK m. 72

2 yıl / her halde 10 yıl

Ceza Zamanaşımı

TBK m. 72/1, TCK m. 66

Suça göre değişir

Özel kliniklerde ağır kusurun bulunması halinde TBK m. 146 kapsamında 10 yıllık süre gündeme gelebilir.

Haksız fiil bakımından genel olarak zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıllık süre söz konusu olabilir.

Ceza zamanaşımının uygulanabileceği durumlarda ise TCK'da düzenlenen daha uzun süreler dikkate alınabilir.

Taksirle yaralama bakımından 8 yıl, taksirle öldürme bakımından 15 yıllık ceza zamanaşımı süreleri gündeme gelebilir.

Zararın Daha Sonra Ortaya Çıkması

Zarar devam eden bir süreç içerisinde ortaya çıkmışsa, örneğin ameliyattan aylar sonra enfeksiyon veya organ kaybı meydana gelmişse, sürenin başlangıcı bakımından kalıcı hasarın veya kesin maluliyetin öğrenildiği tarih önem taşıyabilir.

Bu nedenle her olayda zamanaşımı ve dava açma süresinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

13. İDARİ BAŞVURU USULÜ

Devlet hastaneleri ve devlet üniversitesi hastanelerinde dava açmadan önce idari başvuru yapılması gerekir.

Başvuru Nereye Yapılır?

Devlet hastaneleri bakımından Sağlık Bakanlığı'na; devlet üniversitesi hastaneleri bakımından ise ilgili üniversite rektörlüğüne başvuru yapılır.

Başvuruda Neler Yer Almalıdır?

Başvuru dilekçesinde;

  • olayın kronolojisi,

  • hekimin veya sağlık personelinin hatalı eylemleri,

  • meydana gelen bedensel ve maddi zararlar,

  • manevi zarar,

  • talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarları

açık ve somut şekilde belirtilmelidir.

Başvuru Sonrası Dava Süresi

İdare başvuruyu reddederse, ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekir.

İdare 30 gün içinde cevap vermezse başvuru zımnen reddedilmiş sayılır ve bu sürenin sona ermesinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.

Tazminat Miktarının Artırılması

İdari başvuruda belirtilen maddi tazminat miktarı, dava sırasında bilirkişi raporu ile daha yüksek belirlenirse, İYUK m. 16/4 kapsamında nihai karara kadar verilecek dilekçeyle artırılabilir.

14. ARABULUCULUK

Özel Hastaneler ve Hekimler

Tüketici Mahkemesinin görev alanına giren tıbbi malpraktis davalarında, 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesi gereğince dava açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir.

Arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi söz konusu olabilir.

Kamu Hastaneleri

İdari yargıda görülen tam yargı davalarında arabuluculuk uygulanmaz.

Bu davalarda İYUK m. 13 kapsamında idari ön başvuru yapılması gerekir.

15. CEZA SORUMLULUĞU VE MESLEKİ SORUMLULUK KURULU

Tıbbi müdahalenin ölümle sonuçlanması halinde TCK m. 85 kapsamında taksirle öldürme, yaralanmayla sonuçlanması halinde ise TCK m. 89 kapsamında taksirle yaralama hükümleri gündeme gelebilir.

Mesleki Sorumluluk Kurulu

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen Ek 18. madde uyarınca, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan hekimler hakkında, sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki tıbbi işlemler nedeniyle soruşturma yapılabilmesi Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulunun iznine bağlanmıştır.

Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Ceza Davasının Hukuk Davasına Etkisi

TBK m. 74 uyarınca hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değildir.

Bununla birlikte ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıalar ve hekimin kusurlu olduğunu belirleyen kesinleşmiş mahkumiyet kararı hukuk hakimi bakımından önem taşır.

16. TIBBİ MALPRAKTİS DAVALARINDA DELİLLER

Malpraktis davalarında tıbbi belgeler en önemli deliller arasında yer almaktadır.

Özellikle aşağıdaki belgelerin tamamının temin edilmesi önemlidir:

Hasta Dosyasının Tamamı

  • epikriz,

  • hasta kabul formu,

  • hemşire gözlem kağıtları,

  • derece kağıtları,

  • anestezi takip formları,

  • ameliyat notları,

  • vital bulgu takip çizelgeleri.

Tetkik ve Görüntülemeler

  • MR,

  • BT,

  • röntgen görüntüleri,

  • patoloji preparatları,

  • biyokimya laboratuvar sonuçları,

  • ameliyat öncesi ve sonrası görüntüler.

e-Nabız ve SGK Medula Kayıtları

Hastanın geçmiş hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve sağlık kuruluşlarına başvuru zamanları bakımından bu kayıtlar önem taşıyabilir.

İlaç ve Tıbbi Sarf Malzemesi Kayıtları

Uygulanan antibiyotikler, kan ürünleri, anestezik maddeler ve bunların uygulama saatlerine ilişkin kayıtlar incelenebilir.

Kamera Kayıtları

Özellikle acil servis ve yoğun bakım süreçlerinde gecikme iddiaları varsa giriş-çıkış kamera kayıtları önemli bir delil olabilir.

17. BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ

Tıbbi malpraktis davalarında tıp biliminin uzmanlık alanına giren konuların değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.

Bilirkişi incelemesi HMK m. 266 kapsamında gerçekleştirilir.

Bilirkişi Heyeti

Bilirkişi heyeti;

  • Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurullarından,

  • olayın gerçekleştiği branşta uzman üniversite öğretim üyelerinden,

  • Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyelerinden

oluşturulabilir.

Örneğin olay beyin ve sinir cerrahisi, kadın hastalıkları ve doğum veya genel cerrahi alanında gerçekleşmişse, ilgili branşın uzmanlarının değerlendirmede yer alması önemlidir.

Bilirkişi İncelemesinde Neler Değerlendirilir?

Bilirkişi raporunda özellikle;

  • endikasyonun doğru olup olmadığı,

  • seçilen tedavi veya cerrahi tekniğin uygunluğu,

  • komplikasyonun yönetimi,

  • takip ve gözetimde gerekli özenin gösterilip gösterilmediği,

  • aydınlatılmış onamın bulunup bulunmadığı

ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişki

Adli Tıp Kurumu raporu ile üniversite öğretim üyelerinden oluşan heyet raporu arasında çelişki bulunması halinde, çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Üst Kurulu veya farklı bir üniversite heyetinden yeni ve gerekçeli rapor alınması gerekebilir.

18. AYDINLATILMIŞ ONAM

Aydınlatılmış onam, tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu bakımından temel unsurlardan biridir.

Hasta Hakları Yönetmeliği ve Biyotıp Sözleşmesi kapsamında hastanın, yapılacak tıbbi müdahale hakkında yeterli şekilde bilgilendirilmesi gerekir.

Hastaya Hangi Bilgiler Verilmelidir?

Hastaya;

  • hastalığının tanısı,

  • önerilen tedavinin niteliği,

  • tedavinin başarı ihtimali,

  • olası riskler ve komplikasyonlar,

  • alternatif tedavi yöntemleri,

  • tedavinin reddedilmesi halinde ortaya çıkabilecek riskler

anlaşılır bir dille açıklanmalıdır.

Aydınlatılmış Onamın İspatı

Aydınlatılmış onamın usulüne uygun olarak alındığının ispatı hekim ve sağlık kuruluşu bakımından önem taşır.

Matbu, küçük puntolu, ameliyathaneye girilirken aceleyle imzalatılan veya yapılacak müdahaleye özgü riskleri içermeyen standart formlar tek başına yeterli kabul edilmeyebilir.

19. İSPAT YÜKÜ VE TIBBİ KAYITLARIN ÖNEMİ

Genel olarak hasta, hekimin kusurlu olduğunu ve bu kusur nedeniyle zarar gördüğünü ispatlamakla yükümlüdür.

Bununla birlikte vekalet ilişkisi kapsamında TBK m. 506 uyarınca hekimin gerekli basiret ve özeni gösterdiğini ortaya koyması önem taşır.

Tıbbi Kayıtların Eksik Olması

Hasta dosyasının kaybolması, ameliyat notunun tutulmaması, hemşire gözlem kağıtlarının bulunmaması veya tıbbi kayıtların tahrif edilmesi halinde bu durum hekimin ve hastanenin aleyhine sonuçlar doğurabilir.

Eksik kayıtlar, hekimin kusurlu olduğu yönünde fiili karine oluşturabilecek nitelikte değerlendirilebilir.

Bu nedenle malpraktis davalarında hasta dosyasının tamamının dosyaya getirtilmesi büyük önem taşır.

20. MADDİ TAZMİNAT KALEMLERİ

TBK m. 54 kapsamında bedensel zarara uğrayan hastanın talep edebileceği maddi zarar kalemleri arasında şunlar yer alabilir:

Tedavi Giderleri

Malpraktis nedeniyle yapılan;

  • ameliyat,

  • ilaç,

  • fizik tedavi,

  • medikal malzeme,

  • ulaşım ve seyahat

giderleri talep edilebilir.

Geçici İş Göremezlik Tazminatı

Hastanın iyileşme sürecinde çalışamadığı dönem nedeniyle uğradığı gelir kaybı talep edilebilir.

Sürekli İş Göremezlik Tazminatı

Kalıcı sakatlık nedeniyle çalışma ve gelecekteki kazanç gücünde meydana gelen kayıp aktüeryal hesaplama yoluyla belirlenebilir.

Bakıcı Giderleri

Hastanın başkasının bakımına muhtaç hale gelmesi halinde, fiilen ailesi tarafından bakılıyor olsa dahi bakım gideri hesaplanabilir.

Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Zarar

Maluliyet nedeniyle kişinin mesleğinde ilerlemesinin veya iş bulmasının zorlaşması halinde ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar da gündeme gelebilir.

21. MANEVİ TAZMİNAT

TBK m. 56 kapsamında manevi tazminatın miktarı hakim tarafından olayın özelliklerine göre belirlenir.

Değerlendirmede;

  • tarafların ekonomik ve sosyal durumları,

  • hekimin kusurunun ağırlığı,

  • hastanın yaşadığı acı,

  • organ veya uzuv kaybının kişinin hayatına etkisi,

  • paranın satın alma gücü

gibi unsurlar dikkate alınabilir.

Manevi tazminatın amacı ceza vermek veya kişinin zenginleşmesini sağlamak değildir. Manevi zararın giderilmesine yönelik bir tazmin niteliğindedir.

Yakınların Manevi Tazminat Talebi

Ağır bedensel zarar halinde yalnızca hasta değil, olayın niteliğine göre hastanın eşi, çocukları, anne ve babası gibi yakınları da kendi uğradıkları manevi zarar nedeniyle tazminat talep edebilir.

22. ÖLÜM HALİNDE TAZMİNAT

Tıbbi malpraktis sonucunda hastanın hayatını kaybetmesi halinde mirasçıların ve yakınların çeşitli tazminat hakları gündeme gelebilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Ölen kişinin hayattayken fiilen veya farazi olarak destek sağladığı kişilerin, bu desteğin kaybı nedeniyle uğradıkları maddi zararlar talep edilebilir.

Bunlar arasında eş, küçük çocuklar ve muhtaç anne-baba gibi kişiler bulunabilir.

Cenaze ve Defin Giderleri

Cenazenin nakli, mezar yeri ve defin gibi giderler talep edilebilir.

Ölüm Öncesi Tedavi Giderleri

Hastanın vefatından önce hastanede kaldığı döneme ilişkin tedavi ve bakım giderleri de tazminat kapsamında değerlendirilebilir.

Manevi Tazminat

Ölen kişinin yakınları, ölüm nedeniyle yaşadıkları manevi zarar nedeniyle manevi tazminat talep edebilir.

23. MALULİYET VE AKTÜERYAL HESAPLAMA

Malpraktis sonucunda kalıcı bir sakatlık meydana gelmişse, maluliyet oranının belirlenmesi tazminat hesabı açısından önemlidir.

Maluliyet Tespiti

Kalıcı sakatlık oranı, ilgili yönetmelik ve cetveller esas alınarak Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili birimleri tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarıyla belirlenebilir.

Yaşam Tablosu

Bakiye ömür hesabında Yargıtay uygulamasına göre TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu esas alınır.

Aktüeryal Hesaplama

Yargıtay uygulamasında aktüeryal hesaplamalarda her yıl için %10 artırım ve %10 iskonto uygulanan Progresif Rant Formülü esas alınmaktadır.

Pasif Dönem ve SGK Rücuu

65 yaş sonrası pasif dönem kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılabilir.

SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin, SGK'nın rücu edebileceği kısmı tazminattan düşülebilir.

24. KARARIN KESİNLEŞMESİ VE İCRA

Adli Yargı Kararlarının İcrası

Tazminata ilişkin ilamlar, kural olarak kesinleşmeden de icraya konulabilir.

Ancak davalı tarafından İİK m. 36 kapsamında tehiri icra talep edilmesi ve gerekli teminatın sunulması mümkündür.

İdari Yargı Kararlarının İcrası

İdare aleyhine verilen tam yargı kararları da kesinleşmeden icra edilebilir.

İYUK m. 28 kapsamında idareye yazılı bildirim yapılmasından itibaren idarenin ilam tutarını en geç otuz gün içerisinde ödemesi gerekir.

Kamu malları haczedilemez.

Sonuç

Tıbbi malpraktis iddialarında her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Hekimin ve sağlık kuruluşunun sorumluluğunun belirlenmesi; tıbbi müdahalenin niteliği, uygulanan tıbbi standartlar, aydınlatılmış onam, tıbbi kayıtlar, meydana gelen zarar ve zarar ile müdahale arasındaki nedensellik bağının birlikte incelenmesine bağlıdır. Bu nedenle, hak kaybı yaşanmaması için başvuru ve dava süreleri ile usul kurallarının gözetilmesi ve somut olayın uzmanlık gerektiren yönleriyle birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Güncel mevzuat ve dosyanızın özellikleri için büromuzla iletişime geçmenizi öneririz.